Euro 2008'e Farklı Bir Bakış...

Olayın futbol tarafını geçince bir arkadaşımızın enteresan bir bakış açısıyla yazdığı makalesini burada yayınlamak istedim. Bir bakınız haklılık payı nedir, ne değildir yorumlayınız...


EURO 2008'DE GOLLER HALKIN KALESİNE


Daha aylar öncesinden 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası konuşulmaya başlandı. Katılacak mıyız, katılamayacak mıyız? Katılamazsak Futbol Federasyonu'nun durumu ne olur? Bu başarısızlık eski federasyona mı mal olur; yoksa yeni federasyona mı? Üçüncü bitirirsek bu Fatih Terim'in başarısı mı olur, başarısızlığı mı? Ee malum 6 maç dış saha ve seyircisiz oynama dezavantajı var. Her şey deplasmanda Norveç'le oynanacak kader maçına kaldı. Ve o maçtan da Türk Mili takımı, 2–1 'lik sonuçla ayrılarak ve sonraki Bosna Hersek maçını da kazanarak adını 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası Finalleri’ne yazdırmayı başardı.
İşte o günden sonra ne olduysa oldu. Görsel ve yazılı medyada bir EURO 2008 furyası başladı. Herkes rakiplerin kim olacağını beklerken bir yandan da kimin favori olacağı tartışılıyor, kupa için özel programlar hazırlanıp tartışma programları yapılıyordu. Sponsorlar reklam filmlerini art arda çekiyor, kanallar ise, bu büyük organizasyonu kendi kanallarında izletebilmek için çaba sarf ediyor vs... Yani futbolla alakası olsun olmasın herkesin gözü kulağı, İsviçre ve Avusturya'nın ortak düzenleyeceği bu turnuvada. EURO 2008'le yatıp kalkar olduk. Buraya kadar herkes "Ne var bunda canım, bir başarı elde ettik bunu daha da ileri götürmek istiyoruz." diyebilir. Gelin bu olaya yakın geçmişimizden örneklerle bir de farklı açıdan bakmayı deneyelim.
Spor müsabakaları, tarih boyu halkın ilgisini çekmiş ve devam ettiği süre boyunca herkesin yaşamının bir parçası haline gelmeye ya da getirilmeye başlamıştır. Bu tarz turnuvalar öncesi, halkın ilgisini bu turnuvalara daha fazla çekebilmek için olağanüstü çabalar harcandığını gözlemlemekteyiz. Birtakım çıkar gruplarının bunu kasıtlı yaptığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Bu tarz reklam ve yayınlarla halkı bir nevi uyuturken servetine servet katanlardan bahsediyorum. Burada, ticari kurumlara bir anlamda hak verebiliriz. Çünkü günümüzde spor artık "iş" olsun diye yapılıyor.
Gelin, bu kurumların en büyüğü olan hükûmetin 2002 Dünya Kupası sırasında yaptığı icraatlara (!) bir göz atalım. Türkiye’nin büyük sürpriz yaparak dünya üçüncüsü olması, siyasal ve ekonomik açıdan zor durumdaki hükümetin imdadına koştu denilebilir. Ama düşündüğümüz anlamda değil. Mastercard'ın verilerine göre, Türkiye'nin 2002 Dünya Kupası’ndan toplam kazancı yaklaşık 290 milyon dolar olmuştur. Ama bu kazanca karşın hükümet, Brezilya maçıyla beraber zam yağmuruna başlamıştır. Elektriğe % 1,2, tüpgaz ve otogaza %1.09 zam yapmıştır. Kostarika maçıyla çay %21, Çin maçıyla beraber tekel ürünleri %15 doğalgaza ise %5 zam yapılmış Japonya maçının öncesinde tüpgaza %3 maçtan bir gün sonra ise benzin, motorin ve fuel oile %3.37 zam yapılmıştır. Görüldüğü gibi zamlar hiçbir turu hatta hiçbir maçı boş geçmemiştir. Tüm bunlar olurken insanlar, sokaklara çıktı, atlanan turlar kutladı ve bu zafer sarhoşluğunda, bu hengâmede yapılan zamlar unutuldu gitti.
Türkiye’nin Dünya Kupa’sında kazandığı başarı, hepimizin göğsünü kabartmıştır; ama hükümetin bu coşkudan yararlanıp zam üstüne zam tarafından pek anlaşılmasa da) yapması, zaten maddi açıdan zor durumda olan halkın sevincini (birçoğu kursağında bırakmıştır. Hükûmet, Türk milli takımının kupada karşılaştığı takımlara attığı gollerden daha fazlasını, bu zamlarla Türk milletinin kalesine atmıştır. Zararlı çıkan, yine halk olmuştur.

Şimdi birinci soru şu: “Bu turnuvalar herkese(ye) uygun mudur?” İkinci soru ise: “Türk milli takımı 2008 Avrupa şampiyonasında başarılı olmalı mıdır?”

Yalçın UYAR
A.Ü. BESYO
SPOR YÖNETİCİLİĞİ

1 yorum:

inflack dedi ki...

yaz döneminde her sene yapılan zamlardan farkı yoktur zamların. bakınız 2003,2004,2005..6...7..

bulabilsem buraya geçtiğimiz, futbolsuz yazların zam listelerini koyacaktım.

turnuva zamanı tüketim artışı yüzünden muhakkak ki zamlar olacaktır, ama gaza, benzine gelen zamlar 2002 dünya kupası yüzünden mi yoksa ırak'taki petrol avından mıdır bilemeyiz. ya da bilebilir miyiz?

Limon sıkmayın zevklere. Bu millet çok bulamıyor bunları. Zam dediğinse her gün var...